İd kaynaklı bastırılmış duygular, anılar ve dürtüler, davranışlara ve duygusal tepkilere beklenmedik şekillerde yansır. Bu süreç, adeta bilinçaltındaki bir yaşantının, dürtünün, kişiyi bürümesi gibidir, ama dinamik bir yapı olduğu için izole ve keskin bir şekilde görülmez. Kişi adeta kontrolü dışında, otomatik tepkiler verir, çoğu zaman ne yaptığını tam anlamıyla anlatamaz, söze getiremez, hatta bazen hiç hatırlamaz. Bu mekanizma üç temel adımda açıklanabilir:

  1. Tetikleyici Olay: Bir olay, geçmişte bastırılmış bir anıyı ya da duyguyu uyandırır. Bu olay, doğrudan geçmişteki travmatik deneyimle ilgili olmayabilir, ancak bir şekilde onunla bağlantılıdır; örneğin, benzer bir ortam, kişi ya da durum, hatta bazen koku, ses, mekanlar da tetikleyici olabilir. Tetikleyici, bilinçaltındaki saklı içeriği yüzeye çıkarır. Ancak, tetikleyici olay her zaman dışarıdan gelen somut bir uyaran olmak zorunda değildir. Bilinçaltı, bazen hiçbir belirgin dışsal tetikleyici olmadan da kendi iç dinamikleriyle bastırılmış bir anıyı veya duyguyu aniden uyandırabilir.
  2. Bilinçaltından Yükselen Dürtü: Tetikleyici olay, bilinçdışında bastırılmış bir duyguyu veya dürtüyü harekete geçirir. Bu genellikle öfke, korku ya da arzu gibi yoğun bir duygudur ve bilinçli zihin tarafından kontrol edilemez. İd’den gelen bu enerji, limbik sistem, özellikle amigdala aracılığıyla hızlı bir şekilde işlenir ve duygusal bir tepkiyi tetikler. Bu esnada prefrontal korteks devreye giremez, olay analiz ve muhakeme edilmez. Ancak saniyeler ya da çok kısa bir süre sonra prefrontal korteks devreye girer ve durumu değerlendirmeye, duygusal tepkiyi düzenlemeye ya da bastırmaya çalışır.
  3. Bedensel ya da Davranışsal Tepki: Bastırılmış bir dürtü ya da duygu, bilinçaltından yüzeye çıktığında doğrudan ifade edilemeyebilir; bunun yerine, bedensel bir semptom ya da kontrolsüz bir davranış olarak kendini gösterebilir. Bu, adeta “bedeni ele geçiren bir tepki” gibidir; kişi bu tepkiyi bilinçli olarak seçmez, aksine tamamen otomatik bir şekilde gerçekleşir. Amigdala’nın yoğun aktivasyonu, kalp atışlarının hızlanması, terleme veya panik gibi fizyolojik tepkilere yol açar, bu tepkiler, bilinçaltındaki duygusal enerjinin bedensel bir ifade bulmasıdır.

Örneğin öğretmeni tarafından sınıf içinde azarlanan bir çocuk bu olayı çok yoğun bir şekilde yaşamış, utanç ve üzüntü bilinçaltına bastırılmış. Yıllar sonra bir iş toplantısında (nasıl sınıfta arkadaşları varsa, toplantıda da iş arkadaşlarının olması bir benzerlik) sert bir eleştiri aldığında, amigdala, çocuklukta bastırılmış utanç anısını hızlı bir şekilde işleyerek bu duygusal belleği yeniden aktive eder. Amigdala, limbik sistemin bir parçası olarak duygusal tepkileri düzenler ve bu durumda yoğun bir utanç veya kaygı hissini tetikler, bu da kalp atışlarının hızlanması ya da ellerin titremesi gibi bedensel tepkilerle ortaya çıkar.