İletişim

  • Göksel

    Sayın İlgili,

    Zaman zaman internette dolaşırım. Hermetics.org gibi mistisizm ile ilgili sitelerde dolaştım. Çok karmaşık bilgilerle karşılaştım ama hiçbiri bana doyurucu gelmedi. Bu arada sitenize rastladım. Erciyes bir dağın ismi olduğu için dikkatimi çekti okudum. Sizin yazılarınızdan bir başka türlü etkilendim. Size yazmaya karar verdim.

    Eskiden beri devamlı düşünürüm. Nereden geldiğimizi, nereye gideceğimize. Bu dünyaya gelmeden önce hangi evrelerden geçtiğimizi veya öldükten sonra ne tür evrelerden geçeceğimizi. Ben kimim? Bu dünyada varoluş amacım ne? vs. gibi sorular sürekli aklıma gelir. Çocuklarımı dünyaya getirdikten sonra bu tür soruları daha çok sormaya başladım. Tek başıma kalınca daha derin düşüncelere dalarım. Bunlardan ilk düşündüğüm ve not aldığım şeyi aşağıda paylaşıyorum:

    Temmuz 2012

    Dün evde kimsenin olmadığını annemin babamın çocuklarımın eşimin hayatta olmadığını düşündüm Allah’a daha yakın hissettim kendimi, kimse yok. Normalde de öyle değil mi bugün varız ama yarın yokuz. Tek başımaydım dün zaten. Dışarıda dolaştım geldim. Yarım saat tek kaldım evde ve bunu düşündüm sonra eşim geldi, yine düşünmeye devam ettim. İçimden dedim şimdi eşim burada ama varsayalım ki öldü yok, sanki hiç yoktu öyle biri, yalan yani çok garip hissettim kendimi. Babam öldü annem öldü çocuklarım öldü vs. herkesin yok olduğunu düşündüm. Eskiden çok üzülürdüm, ama bunları düşünürken bu sefer hiç bir şey hissetmedim. Aslında o kişiler hiç yoktu gibi, dedim eşim olmasa ne yaparım. Onsuz yaşayamam yapamam falan diye düşünmedim, üzülmedim de.

    Sonuçta yaşama devam edeceksin bir yerden, bağlanmayacaksın aslında dedim kendi kendime. Yani yarın onlar yanında olmayacak gibi düşünüp şoka girmeyeceksin böyle bir olay karşısında. Tabi gerçekten yaşayınca ne yaparım bilmiyorum ama dün çok sakin bir şekilde çok olumlu düşündüm, eşime baktım sonra dedim yok bu adam evrende. Aklımdan geçenleri başka biri bilse der bu kız kafayı yedi.

    İlk not aldığım yazım bu olmuştu ve bundan sonra kitap okumaya başladım. Bu düşüncelerimden sonra da belirli aralıklarla rüyalar görmeye başladım. Çoğu rüyayı o kadar gerçek yaşadım ki zaman zaman baş ağrısı ve bel ağrısıyla uyandığım oldu. Sonra yine düşünmeye devam ettim. Bu dünyada yaşadığımız hayat mı gerçekti, yoksa rüyalarda gidip geldiğim yerler mi? İkisi arasında çok önemli bir fark var elbette ama bence dünyada geçirdiğimiz anımızın da rüyadan farkı yok.

    Öyleyse ben kimim? çocuklarımın annesi, annemin biricik kızı, babamın birtanecik aşkı, eşimin bir ömrü paylaşacağı hayat arkadaşı…. ve bunun gibi daha bir çok şey söyleyebilirim.

    Ama ben kendimi düşününce kocaman bir HİÇ olduğumu anladım. Bir varmış bir yokmuş yani. Yok olup gidiyorsun en nihayetinde.

    Saygılarımla.
    Göksel.